Kromozomlar,Yaratılış Gerçeği Adem ve Havva İspatı,Evrimin Sözde Bilinci,Evrimcilere Sorular

Evrim teorisi ve yaratılış konusunda sitenin birinde gezinirken daha önce cevap verdiğim emre ve arkadaşları tarafından ortaya atılan bir iddia vardı?İddiaya göre eğer biz tek atadan yani biz yaratılışçıların iddia ettiği gibi Adem ve Havva dan meydana geldiysek ırkların nasıl oluştuğuydu.Bende
Çekiniklik baskınlık…..genler…..çarprazlamalar…..çevresel faktörler… mendel yasaları……kısacası kalıtım ve genel biyoloji bilgisinden söz ettikten sonra bir soru sordum
İnsanların genlerinde çekinik ve baskın karakterlerin olduğunu düşündüğümüzde Tek atadan, farklı renk ve ırkların ortaya çıkmasına engel nedir?
Arkadaşın biri sağ olsun cevap vermeye çalışmış ve eğer kalıtsal özellikler y kromozomundan taşınıyorsa ihtimalin sıfır olduğundan bahsetmiş.Tarafsızlık açısından cımbızlama yapmadan arkadaşın cevabını alıntılıyorum
ademden geldiysek çekinik genlerin ortaya çıkması mümkün değildir…
çekiniklerin ortaya çıkması için 2 çekinik genin dominant olarak sahip olan 2 bireyin çiftleşmesi lazım..
haaa sen adem ve havvaya heterozigot diyorsan o ayrı tabi
tabi bu çekiniklik y kromozomunta taşınıyorsa ortaya çıkma ihtimalide adem havva teorine göre 0…
Evet ihtimalin sıfır olduğunu söylemiş ve canlıaların adem ile havvadan türeyemeyeceğini iddia etmiştir….Uzatmadan kromozomların ne olduğunu ve adem ile havva dan geldiğimizi iddia etmek gerçektende bilim dışımıdır bunu inceleyelim…Öncelikle… (daha fazla…)
14 comments Eylül 12, 2009
GÜRCİSTAN’DA FOSİL BULUNDU, DARWİNİST MASALLAR YENİDEN ALTÜST OLDU

3 comments Eylül 12, 2009
İlk İnsan Ve Kainatın Yaratılış Yaşı

İlk insan Hz. Adem’den bu yana ne kadar zaman geçmiştir? Ve bu hususta ileri sürülen yüz binler yıllık tarihler, ne derece doğrudur?
Bugünkü kabule göre, dünya 5 milyar yıl önce sıcak ve yoğun bir gaz kümesi idi. 4 milyar yıl önce ise, koyu bir ateş topu halinde bulunuyordu. Hayat ise, tek hücrelilerin ortaya çıktığı 1 milyar yıl öncesine dayanıyor.
Bu tahmin, çağlar boyunca zamanın hep aynı aktığı ve sabit kaldığı düşünülerek yapılıyor. Halbuki zamanın değişken bir boyut olduğu ve onun, atomda, ışınlarda, olayların başında ve sonunda farklı bir seyir takip ettiği anlaşıldı. Bu durum, bir ırmağın yeryüzü şartlarına göre aynı hızlarda seyretmemesine benziyordu. (daha fazla…)
2 comments Eylül 12, 2009
Din Afyon Mudur?
“Din afyon mudur?” sorusuna verilecek doğru yanıt “Evet afyondur” ya da “Hayır afyon değildir” demek olamaz.
Bu soruya önce “siz hangi dinden sözediyorsunuz?” diyerek ilk “yanıtı“ vermek gerekir. Marks’ın dediği gibi evet bazı dinler afyondur. Ama hangileri? İşte Marks’ın soramadığı bu soru onun çelişkisidir.
Kuran birçok ayette dini; çıkarları hesabına kullanan, değiştiren, ekleme ve çıkarma yapanlara dikkatimizi çekmektedir. Kuran’da hak dine karşı çıkanlar üç sınıfa ayrılmıştır:
a) Kendilerini Allah’ın yerine koyarak hüküm koyan veya onları saptıran din bilginleri…
b) Hak dinden dolayı çıkarlarını kaybeden, sömürü çarkları bozulan sermaye sahipleri (Marks’ın kulakları çınlasın)…
c) Hak dinin gelişiyle iktidarları yıkılan (veya yıkılacak olan) iktidar sahipleri… (daha fazla…)
Add comment Eylül 11, 2009
Onların Gözleri Vardır Görmezler
…….Onların kalpleri var. Fakat anlamazlar, gözleri var, fakat görmezler, kulakları var, fakat işitmezler…..
Yazıma özellikle bu sloganı seçmeyi uygun buldum çünkü birkaç gündür gerçekten bu ayetin hikmetlerini açık ve net delillerle rabbim bana gösterdi hamdolsun.Evet inanmayanların,inanmak istemeyenlerin ve islam açıkça “Benim dinim bana sizin dininiz size” derken hatta “Dileyen iman etsin dileyen inkar etsin” şeklinde inanmayanlara hay hay siz bilirsiniz şeklinde bir tutum sergilerken benim şahsi kanaatime göre sırf kendi içlerindeki inanma duygusunu bastırmak,ölüm gerçeğini görmezden gelmek,ruhları gaflete dalmak istemezken kendileri bunu ısrarla gerçekleştirmek için islama karşı hiçbir değeri olmayan iddialarda bulunmaya çalışıyorlar…Kısacası bu olaya kendini kandırmak desekte yanlış bir tespit yapmış olduğumuzu düşünmüyorum açıkçası.
Evet bu insanlar kendilerini kandırıyorlar…Hooppa şimdi bu önyargı da nerden çıktı diyebilirsiniz.Şahsen bütün konularda önyargılı olmamaya çalışırım ve elimden geldiğince bunu sürdürmeye devam ederim.Zira güzel dinimizinde emrettiği budur Her insana karşı hüsn-ü zanla yaklaşmak onların bütün sözlerini “Onlar ki her sözü dinlerler doğru olana uyarlar” emri gereğince dinlemeye çalışsamda kafirin genel tutumu fıtrat özellikleri açısından bu yargıya vardığımı söyliyebilirm yinede en doğrusunu Allah Bilir….. (daha fazla…)
23 comments Eylül 11, 2009
Varyasyonlar Evrime Delil Değildir
Varyasyonlar Ve Türler Arasındaki Aşılmaz Sınırlar
Varyasyon, genetik biliminde kullanılan bir terimdir ve “çeşitlenme” demektir. Bu genetik olay, bir canlı türünün içindeki bireylerin ya da grupların, birbirlerinden farklı özelliklere sahip olmasına neden olur. Örneğin yeryüzündeki insanların hepsi temelde aynı genetik bilgiye sahiptirler, ama bu genetik bilginin izin verdiği varyasyon potansiyeli sayesinde kimisi çekik gözlüdür, kimisi kızıl saçlıdır, kimisinin burnu uzun, kimisinin boyu kısadır.
Türlerdeki Varyasyonlar Evrim DeğildirTürlerin Kökeni’nde Darwin iki kavramı birbirine karıştırmştı: Bir tür içindeki varyasyonlar ve yeni bir türün oluşumu. Darwin örneğin, köpek türünün içindeki çeşitliliği gözlemledi ve bu varyasyonların bir gün başka bir türe dönüşeceklerini düşündü. Bugün bile evrimciler bir tür içindeki varyasyonları evrim olarak göstermeye çalışmaktadırlar. Ancak tür içindeki varyasyonların evrim olmadığı bilimsel bir gerçektir. Örneğin, doğada kaç köpek türü olduğu hiç önemli değildir, çünkü bunların hepsi daima köpek olarak kalacaklardır. Bir türden diğer bir türe geçiş kesinlikle meydana gelmeyecektir. |
Evrimciler ise, bir türün içindeki varyasyonları teoriye delil olarak göstermeye çalışırlar. Oysa varyasyon evrime delil oluşturmaz, çünkü varyasyon, zaten var olan genetik bilginin farklı eşleşmelerinin ortaya çıkmasından ibarettir ve genetik bilgiye yeni bir özellik kazandırmaz.
Varyasyon her zaman genetik bilginin sınırları içinde olur. Genetik biliminde söz konusu sınıra “gen havuzu” denir. Bir canlı türünün gen havuzunda bulunan bütün özellikler, varyasyon sayesinde çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Örneğin varyasyon sonucunda, bir sürüngen türünün içinde diğerine göre biraz daha uzun kuyruklu ya da biraz daha kısa ayaklı cinsler ortaya çıkabilir, çünkü kısa ayak bilgisi de, uzun ayak bilgisi de sürüngenlerin gen havuzunda vardır. Ama varyasyon sürüngenlere kanat takıp, tüy ekleyip, metabolizmalarını değiştirip onları kuşa dönüştüremez. Çünkü bu tür bir dönüşüm canlının genetik bilgisinde bir artış olmasını gerektirir, fakat varyasyonlarda böyle bir durum söz konusu değildir. (daha fazla…)
3 comments Eylül 10, 2009
İNSANIN EVRİMİ SENARYOSU 10
Daha önceki bölümlerde, önce doğada canlıları evrimleştirecek hiçbir mekanizma olmadığını inceledik, sonra da canlı türlerinin bir evrim süreci sonucunda değil, bugünkü kusursuz yapılarıyla bir anda ortaya çıktıklarını, yani ayrı ayrı yaratıldıklarını gördük. Bu durumda elbette “insanın evrimi”nin de yaşanması asla mümkün olmayan bir hikaye olduğu açıktır.
Peki, ama bu hikayenin evrimcilerce öne sürülen dayanağı nedir?
Bu dayanak, evrimcilerin üzerinde hayali yorumlar yapabilecekleri fosillerin çokluğudur. Tarih boyunca 6000′den fazla maymun türü yaşamıştır. Bunların çok büyük bir bölümü, nesli tükenerek ortadan kaybolmuştur. Bugün yalnızca 120 kadar maymun türü yeryüzünde yaşamaktadır. İşte, bu 6000 civarındaki nesli tükenmiş maymun türünün fosilleri evrimciler için çok zengin bir malzeme kaynağı oluşturur. (daha fazla…)
Add comment Eylül 9, 2009
EVRİM SAHTEKARLIKLARI 09
Medyada ve akademik kaynaklarda sürekli olarak telkin edilen “maymun insan” imajını destekleyecek hiçbir somut fosil delili yoktur. Evrimciler, ellerine fırça alıp hayali yaratıklar çizerler, ama bu canlıların fosillerinin olmayışı, onlar için büyük bir sorundur. Bu sorunu “çözmek” için kullandıkları ilginç yöntemlerden biri ise, bulamadıkları fosilleri “üretmek” olmuştur. Bilim tarihinin en büyük skandalı olan Piltdown Adamı, işte bu yöntemin bir örneğidir.
Piltdown Adamı: İnsan Kafatasına Orangutan Çenesi!
|
İNSAN KAFATASINA ORANGUTAN ÇENESİ
|
Ünlü bir doktor ve aynı zamanda da amatör bir paleontolog olan Charles Dawson, 1912 yılında, İngiltere’de Piltdown yakınlarındaki bir çukurda, bir çene kemiği ve bir kafatası parçası bulduğu iddiasıyla ortaya çıktı. Çene kemiği maymun çenesine benzemesine rağmen, dişler ve kafatası insanınkilere benziyordu. (daha fazla…)
3 comments Eylül 9, 2009
EVRİMCİLERİN TARAFLI VE ALDATICI FOSİL YORUMLARI 08

nsanın evrimi efsanesinin detaylarına girmeden önce, tarihte yarı maymun-yarı insan canlıların yaşadığı fikrini toplumun önemli bir bölümüne kabul ettiren propaganda yöntemine değinmek gerekir. Bu propaganda yöntemi, evrimcilerin fosilleri kullanarak yaptıkları “rekonstrüksiyon”lardır. Rekonstrüksiyon “yeniden inşa” demektir ve sadece bir kemik parçası bulunmuş olan canlının resminin ya da maketinin yapılmasıdır. Gazetelerde, dergilerde, filmlerde gördüğünüz “maymun adam”ların her biri birer rekonstrüksiyondur. (daha fazla…)
Add comment Eylül 9, 2009
KUŞLAR VE MEMELİLERİN HAYALİ EVRİMİ 07
Evrim teorisine göre hayat suda evrimleştikten sonra amfibiyenlerle karaya taşınmıştır. Amfibiyenlerin bir kısmı da yine teoriye göre sürüngenlere dönüşüp tam bir kara hayvanı haline gelmiştir. Böyle bir dönüşümün fizyolojik ve anatomik yönden imkansız olduğunu, örneğin su içinde gelişen amfibiyen yumurtasının, kuru ortamda gelişen sürüngen yumurtasına evrimleşmesinin mümkün olmadığını gösteren çok sayıda delil vardır.
Fosillere baktığımızda ise, zaten böyle bir dönüşümün yaşanmadığını görürüz: Sürüngenler, amfibiyenler ile aralarında hiçbir ilişki olmadan, hiçbir “ataları” bulunmadan yeryüzüne çıkmış canlılardır. Omurgalı paleontolojisi konusunda otorite sayılan evrimci Robert Carroll “en erken sürüngenlerin, tüm amfibiyenlerden çok farklı olduklarını ve atalarının hala belirlenemediğini” kabul etmek zorunda kalır.1 (daha fazla…)
Add comment Eylül 9, 2009

Türlerdeki Varyasyonlar Evrim Değildir


